18 Ekim 2007 Perşembe

Ali'nin kırkı uçtu!

Uzunca bir ara oldu, kusurumuza bakmayın... Bayramdı, düğündü, dernekti derken ihmal ettik azcık sanki blogumuzu... En son Tuba'yı besleme çabalarımızdan bahsetmiştik, başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla: Tubacım verdiği 12 kilonun 3.5'unu, kamp müdiresi Ayşe Hanım önderliğinde, bir haftada alıverdi.

O bir hafta boyunca benim beslenmemi üstlenen Gökçe'ye, Oğuz'a ve elbette Loutcha'ya da kocaman teşekkürler... Ama haftanın sonunda doktor kontrolüne gittiğimizde ortaya çıktı ki, Ali sadece 50 gram almış yine... Yapacak bir şey yok, gönül rahatlığıyla mamaya başladık biz de.

SMA Gold, tadına baktım, kireç gibi bir şey, ama Ali'yi görmeniz lazım, gözü dönüyor yavrunun, ben biberona alışkın değilim, ille de annemin memesini isterim demek yok hiç, lıkır lıkır götürüyor. Biberondan sonra annesinin memesini istemez diyorlardı, yok hiç öyle sorunlarımız da, yeter ki sıvı geçsin boğazdan. Ali'nin bu hallerini gördükçe, çocuklarının iştahsızlığından yakınırken, "vu kaybana, benzedi bana, benzesen babana da, olsan huni hırtlak" diyen rahmetli anneannemi hatırlıyorum sürekli...

Mamayla birlikte gündüz uykuları da düzene girdi Aleko'nun, her yerden her an mama gelebilir, uyanık ve dikkatli olmalıyım, hiç bir fırsatı kaçırmamalıyım halleri gidiverdi, bir sakinlik, bir dinginlik... Biberonun sonuna doğru başlıyor esnemeler...
Mamaya başladığımız ilk hafta, Ali için bir sürü ilk daha yaşandı: İlk iftar davetleri, ilk bayram, ilk düğünler...

Bacacılar'daki iftarda pek huysuzlandı, karnı doymuyormuş meğer yavrunun, ama Yasemin teyzesi bizim çaba vermeyen 2 saatlik uğraşımızın ardından, yastık metoduyla hemen uyutuverdi Ali'yi .
Ali'nin birinci ay dönümünde de Ömerler'de idik iftarda, ayağı marifetiyle Ali oyalayan Ömer'i görüyorsunuz...

Arefe gecesi de abimlere gittik, bayram namazı geleneğimiz bozulmasın diye. Safa Abi de İngiltere'ye gitmek üzere Ankara'dan gelince, Ali Safa Amcasıyla da tanışmış oldu. Yoğun bir geceydi, geç yattık, Eyüp'e gidemedik namaza ama olsun, bu da bizim için bir ilk oluverdi...

Sonra Furkan'la Enes evimize getirdiler bizi, bayram sabahı keyfi yaptı azcık kuzenler, ardından anneanne, dede, teyze ve kuzenlerle gayet sakin bir bayram günü geçirdik.

Furkan'la bayram sabahı...

Ertesi gün küçük Enes'le Furkan'nın sünnet düğünleri vardı Beykoz'da, İstanbul'un uzun süredir beklediği kışa tam da o gün kavuşası gelince, bir buçuk saatte gidebildik Beykoz'a, yağmur, çamur, kıyamet...
















Sünnet yakışıklıları...

Hava o kadar soğudu ki, ertesi gün Mehmet Abisinin düğününe gelmemeye karar verdi Ali Bey. Gecenin bombası "O da bir dahaki sefere gelir artık" diyen Kübra'dan geldi... Bu arada ikisine de buradan tekrar tekrar büyük mutluluklar dileyelim...

Bayram ertesi, iki düğünün yorgunluğuyla başladık yeni haftaya. Esas büyük heyecan Salı günüydü elbette: Ali'nin kırkı çıktı. Hem de iç rahatlatan bir güzel haberle, kırk uçurmaya doktor teyzemize gittik evvela, rutin kontrol için. Mama sahiden işe yaramış, Ali bey nihayet 310 gram almış... Doktordan çıkıp doğru abime gittik, Ali kitabına bıkıp usanmadan bakıyor ama, kırkı da bankada çıkmış oldu böylece... Yarın akşam da Ali'nin kırkı münasebetiyle Dilek ve Yavuz davet ettiler, kısacası döndük yine normale: Nerde akşam, orda sabah, sizi de bekleriz efendim...

Hiç yorum yok: