15 Temmuz 2014 Salı

Yadigârlar...




Annem bu kazağı bir yerlerde görmüş, pek hoşuna gitmiş, torunlarına örmeye karar vermiş. Örneği çıkarttı, yünlerini seçti, bana da dedi ki: "Belki seninkinin doğumunu göremem, görsem de o zaman örmeye mecalim olur mu olmaz mı belli değil, şimdiden senin çocuğun için de örüp bir kenara koyacağım." Sonra da sahiden dediği gibi oldu.

Ali 4 yaşındayken, hiç görmediği babaannesinin hediyesini giymeye başladı, kazaktan da haliyle "babaannenin ördüğü kazak" diye bahsetmeye başladık.

Sonra kazak küçüldü, sarıldı sarmalandı, naftalinlenip dolaba kaldırıldı.

Dün tam evden çıkacağız, Tuba'yla Ali ayakkabılarını giymişler, asansörü çağırmışlar, ben son bir kez mutfakta Tuba'nın talimatlarını yerine getiriyorum. Aygaz açık mı, tüp kaçırıyor mu, buzdolabının fişi takılı mı, kablodan kötü kokular geliyor mu, musluk damlaya damlaya taşar mı, düdüklü tencerede gizlenen uzaylılar olabilir mi, hepsine bakıp, ev güvenliğimize yönelen bütün tehditleri bir bir yok ediyorum, Ali su istedi. 

Tam ben bardak bakınırken de seslendi:

"Babaannemin ördüğü bardakla verebilirsin..."

Babaanne örgüsü porselen fincanlarımız...



2 yorum:

Adsız dedi ki...

Size nasıl ulaşabiliriz?

Mahmut M. Ozdil dedi ki...

Merhaba,
mail adresim mozdil@gmail.com
en kolay oradan ulaşabilirsiniz.