7 Haziran 2008 Cumartesi

23 Nisan...

Takvimlerimiz 7 Haziran'ı gösteriyor ama, hiç yazmamaktan iyidir, evet efendim, 23 Nisan'da, Ali'nin ilk çocuk bayramında cümbür cemaat Heybeliada'daydık...

Cümbür cemaat derken sadece çekirdek ailemizi, Fazıl'ı, Selman'ı, Hatice'yi, Aslıhan'ı, Serdar'ı, Elif Eda'yı kasdetmiyorum elbette, İstanbul'un üçte biri de bizimle birlikte ada vapurundaydı...

Ali giderken yol boyu uyudu, adada bir Selman'ın tepesinde, bir Fazıl'ın kollarında, keyfine diyecek yoktu. Gerçi bütün önlemlere rağmen kıpkırmızı oldu, istediği kadar çay içemediği için biraz bozuldu filan ama o kadar da olacak artık...

Dönüşte vapur cidden kalabalıktı, ama Ali yine çok neşeliydi, sosyalleşmekten hiç sıkılmadı. Fakat vapurun halini bilsek, yine de cesaret edebilir miydik, hiç emin değilim....
Ali nasıl bir işe bulaştığının farkında değil...

"Ali bak at..." Ama ilgisini çekmedi atlar hiç...

"Saçlı bir kafa, erkekte saç, hmmm, ne kadar enteresan..."

"Geldikleri gibi giderler..."

"Çay istiyorum..."

"Meyve püresini Fazıl yiyebilir..."

"Yeter ki çayıma dokunmasın...."

Dönüş hengamesi...

Hiç yorum yok: