30 Ocak 2008 Çarşamba

Hasret...



Efendim, tadına doyulmaz bir İstanbul seyahatinden sonra Yeni Dünya’daki evimizden sevgiler, selamlar. Seyahatimizin en güzel anılarından biri, ailecek Ali bebo ile tanışmamız oldu. Ali bebo, annesi (Adoş’un tabiriyle “Tuba abla, hani orkestradaki gibi”), babası (“Armut abi”) büyük bir felaket atlatan evcağızlarına döner dönmez sağolsunlar bizleri kabul ettiler, bağırlarına bastılar. Hatta Ali bebo bizi Reyda ablasının kucağında kapıda karşıladı. Ali bebo’nun muhteşem komik bir ifadesi var, yandan yandan çok komik gülüyor kendisi. Ayrıca tespit edebildiğimiz kadarıyla ce-e olayını seviyor, maşallah bayağı iştahlı ve aynen Şehnaz Teyzesi gibi kocaman sesi var (yani insan çocuğa işe yarar bir huy, bir özellik verir değil mi ne de olsa bugüne bugün teyzesiyiz ama maalesef adım hıdır, elimden gelen budur)! Ekibimiz çok enerjikti, Gökçe(“hani çiftçi çukurda di mi Gökçe ablası”)-Oğuz (“devvvv”) ve Reyda (öbür “çerkes kızı”) tabii dünyanın en sevimli insanları ve fakat çocuk sahibi olmadıklarından Ali bebo ve Adoş’a bin türlü maskaralık öğrettiler. Hatta evladım o günden beri her bulduğunun önünde kendini yere atıp “Nisan güzeliiii” diye bağrıyor!

Ali bebo’dan pek zor ayrıldık, en kısa zamanda tekrar kavuşabilmeyi umuyoruz. O güne dek annişiyle, babişiyle, süper halı üstü sürtmeli oyuncağı ve kitaplarla dolu evinde sağlıklı, tok karınlı, enerjik günler diliyoruz…



Nisan Güzelleri




Beslenme Saati

Hiç yorum yok: