31 Mayıs 2010 Pazartesi

Özgür Gazze!

Ömer Uluç, Tanker


Bugün araba resmi değil, gemi çiziyoruz biz de Ali'yle... Hepsi de doğru Gazze'ye gidiyor!

Bazen araba çizme arzularımıza gem vuramıyoruz, o zaman da yaşasın arabalı vapurlar!

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Yoklama listesi...


Fotoğraflar eski, geçen yılın favori kitabı Şrek'i okuyoruz. Ama haber yeni, Tuba Afyon'dan biraz evvel bildirdi.

Bahçe keyfi yaparlarken, Ali Tuba'nın kitabını almış eline. Refik Halid'in Üç Nesil Üç Hayat'ı. Ve başlamış okumaya:



"Mahmut Özdil. Ali Özdil, Tuba Öztürk, Yasemin Darbaz, sonra Ömer Karaca, Fındık Karaca, Fıstık Karaca, Merve Battal, Fazıl Tapetiyavn, ondan soonraaaa, Halil Mandalinaçocuğu!"


Herkes adını not etsin, bir dahaki yoklamada kafalar karışmasın!

25 Mayıs 2010 Salı

Geçmiş olsun Bagıg!


Ömer'in anneannesinin ameliyatından beri, birisinin hastanede olduğunu duyunca iki ihtimal geliyor aklına: Demek hastanede. Ya bebek geliyor, ya da yaramazlık edip hasta olmuştur!


Ali Fazıl'ın hastalığının haberini de tatildeyken aldı. Bir türlü kendisine ulaşamayınca da çok endişelenmiş: "Hmmm, acaba ne yaramazlık etmiş olabilir?"

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Bir iletişim devi: Tahtacell


Tahtadan çocuk oluyor, köpek oluyor da telefon neden olmasın? Ali mesela bu olmadan evden çıkmaz oldu; kapıdan çıkarken muhakkak ceplerini kontrol ediyor, ya "totofonu" yerinde değilse?


Bugün tatil sezonunu da açtı kendisi, 15 gün yoklar... Tuba, Esra, anneanne ve dedeyle birlikte Eskişehir senin Afyon benim, Manisa'yla İzmir'i de es geçmeyelim diyerek gezecekler.



Bugün akşamüstü Eskişehir'e ulaşmışlar, tek katlı ve bahçeli evi pek beğenmiş: "Vay be! Bu ne kadar değişik bir ev, klozeti nerde?"

İşte, tahtadır deyip küçümsemeyin, tüm iletişimimizi, bilgi akışımızı, bu totofona borçluyuz!