29 Nisan 2008 Salı

İyi ki doğduuun Aadaa!

video

8 Nisan 2008 Salı

Yer mantarı...


Ali, henüz yeterince ustalaşamadı bu işte, gurusu sayılmaz ama, bir müddettir bayağı bayağı oturuyor, devrilinceye kadar da tıpkı mantara benziyor...

Om mani padme hum...

Bahri Amca kalp damarlarını yeniletmeye karar verince, Zafer de alelacele döndü Goa'dan. Gerçi yine gidecek ama olsun, böyle bir mola da iyi geldi bize. Bu arada Bahri Amca'nın ameliyatı da çok başarılı geçmiş, hızla toparlıyormuş...
Zafer tabii döndü ama ne fayda, yine sabahlara kadar çalışıyor. Neyse, geçen gece ülkemizin müzik starlarını memnun etmeye biraz ara verip, bize de vakit ayırdı, hep birlikte Kadirler'e gittik. Bülend, Zeynep ve Kerem de geldiler, gece yarılarına kadar muhabbet ettik. Goa'yı, sosyal yapısını, sokaklarını, evlerini, en ince ayrıntısına kadar sorduk, soruşturduk. Zafer'de de laf çok, bir hafta oturtsan karşına bir hafta anlatacak, balıklar şöyle lezzetli, meyve suları böyle sıhhatli, hint usulü kafa sallamanın incelikleri, sahilde cesedi bulunan İngiliz kız vakasının seyri...
Bizden geçti artık ama, bir ara bulduğu gençlik pınarının sırrını, Ali'ye de anlatmasını talep ediyoruz...

Gel tezkere...

Daha nereye gideceği bile belli değil ama çabucak gelsin tezkeresi diyelim şimdiden...
Alperen bu Cuma askere gidiyor, e doktora bu, bulaşan zavallıya bitti diye sevinmek de haram. Geçen Pazar, Alperen'in şimdilik son sivil haftasonunu şenlendirmek için kahvaltıya gittik hep birlikte... Ne diyelim, umarız herşey istediği gibi olur, göz açıp kapayıncaya dek biter...


Sevdik bu dışarda kahvaltı meselesini...

2 Nisan 2008 Çarşamba

Koltuk Sevdası

Geçen sabah, Tuba'yla karşıya geçerken abimin işyerine uğradık, Ali de amcasıyla azcık sabah keyfi yapsın diye. Artık ne zaman Ali olmadan gitsem, binaya girip abimin odasına ulaşıncaya kadar sitem işitiyorum, "Aaaaa, Ali'yi getirmediniz mi?"




1 Nisan 2008 Salı

32 kısım tekmili birden...

Ha bugün ha yarın derken koskoca Mart geldi geçti, biz kapıdan bile bakamamış olduk.
Üstelik itiraf edelim; tembellik Martta başlamış değil, Şubatta yatmıştık zaten kış uykusuna...
Bugün hava da hiç teşvik etmiyor insanı ama, biz yine de bir gayret üzerimizdeki toprağı silkeleyerek, neler yaptık, neler gördük, kimlerle tanıştık anlatalım bakalım:
Ocak sonunda Cemal Hoca, Süheyl Hoca, Oya Hanım ve Gizem geldiler. Bizim binada yangın çıktığını yazmıştım bir ara sanırım, işte ev yangın sonrası toparlanmasını henüz tamamlayamamıştı, halılarımız filan yıkamadaydı, ama eğlenceli bir gece geçirdik. Fotoğraf makinemiz Furkan'la tatilde olduğundan hiç fotoğraf çekemedik gerçi ama gece, Süheyl Hoca'nın telaşlı babalık anılarıyla ölümsüzleşti. O gün bugündür Ali sağa sola kustukça, kendisini evden atmakla tehdit etmeye başladık... Cemal Hoca da çok şirin bir ayı getirmiş Ali'ye, bir müddettir en favori arkadaşımız o...


Spinoza ile Ali bazen fikir uyuşmazlığı yaşayıp tartışıyorlar ama, genelde pek sevişiyorlar...

Sonra Ali nihayet Yıldızhan Hoca'yla ve Ayten Hanım'la da tanıştı. Adettenmiş, ziyarete giden çocuğa yumurta verilirmiş, şekli şemali öyle düzgün olsun diye. Ali de yumurtalarını aldı. Yıldızhan Hocanın yüzünü tırmalamaya, yanaklarını sıkmaya yönelik bir takım başarısız teşebbüslerin ardından, Ayten Hanım'ın kucağında, saçlarını alabildiğine çekmeye muvaffak oldu, keyfine diyecek yoktu...

-Oğlum, hocanın çenesi ellenmez!


3 Şubatta Efe Toy arkadaşımızın doğum günüydü, bütün takım biz de ordaydık. Üstelik Bakırköy'e kadar gitmişken, Ali Emrelere de uğrayıp, Şafak'ı, Ömer'i ve yeni doğan kardeşi Mehmet'i de görelim dedik. Minicikti Mehmet, Şafak Ali'yi görünce, Tuba'nın ilk zamanlarda azcık büyük çocuk görünce verdiği tepkiyi verdi, "Aman Allahım, dev gibi bu, benimki de acaba bu kadar olacak mı?" Herhalde artık olmuştur bile...

Efe'nin doğum gününde, Demet ve Kadir'le...

Mehmet Kaymak

Sonraki pazar, elbette yine Ali'yi de alıp, Vivet Teyzesi'ne gittik. Ali bu kez cidden pek uslu durdu, birazcık kurabiye yiyeceğim diye mızmızlandı, o kadar... Hava yağmurluydu, Fatma Teyzesi ince buldu Ali'nin üstünü, meğer her tarafını kapatsan bile sıkıca, gözünden bile yel alırmış çocuk...

Kurabiye saatinde...
İşte Ali de Denyo'yla tanışmış oldu böylece, sırtını okşadı, kulaklarını çekmeye çalıştı, ama Denyo büyüklük gösterdi, hiç ses etmedi... Şimdi sıra Loutcha'da, bütün yaz yatıp yuvarlansınlar artık yerlerde.
Kuçu kuçu...

Bu arada unutmadan, Ali artık sadece anne sütü ve SMA ile beslenmiyor. Sabahları önce güzelce kahvaltısını ediyor, arada biraz meyve suyu, biraz anne sütü, ardından öğlenleyin çorbasını içiyor. Çorbadan pek hoşlandığımız söyelenemez ama ıspanak ve kereviz filan yoksa içinde, çok da suratımızı buruşturmuyoruz... İkindi gibi azıcık daha meyve suyu, sonra da akşama gelsin muhallebi...
Anneyle sabah keyfi...
Bunu anlatmak istiyorum, geçen gece Kadirlerdeydik, bizimki pizza yiyeceğim diye kıyameti kopardı, birazcık vereyim yalasın dedim, ama kenarı olunca da olmuyor, muhakkak domatesli peynirli tarafından emecekmiş...

Selman'la Hatice'nin hediyesi, Nemo kostümümüz var bir de, bu aralar yeni eğlencemiz oldu...


Arkadaşlarımız da çoğalıyor, 17 Martta taa Lausanne'dan geldi güzel haber, Adrien Efe doğdu! Gamze'yle Pierre Antoine'ı da çok çok tebrik ediyoruz tekrar...

Adrien Efe Hildbrand

Geçen Cumartesi de Ali'nin büyüüük misafirleri vardı; babaannesinin arkadaşları, bizim arkadaşlarımızın anneleri filan toplanıp geldiler, ben okuldaydım, Ali bütün gün pek uslu durmuş, kucaktan kucağa gezmiş, havalarda uçmuş, çeşitli hünerlerini sergilemiş, misafirlerini pek eğlendirmiş.
Sizi de bekleriz efendim, şimdilik hoşçakalın....